Çok oldu sanırım yine yazmayalı. Bana mı çok geliyor yoksa?
Koca bir vize haftasının ardından geçirdiğim kısa bir tatil haftasından sonra tekrar internetsiz, yalnız ve çok düşünen halime döndüm. Ve kaldığım yerden gitar ve spora devam ediyorum. Gitar kursuna gitmiyorum; çünkü o iş biraz karıştı. Evde kendim takılıyorum. Gitar tellerinin etkilerini daha derinden hissediyorum. Spor demişken, tekrar yazıldım spor salonuna ve gördüm ki insan 3 haftada verdiği kiloların bir kısmını alabiliyormuş. Hoş, spor salonundaki kadın bana 2 günde, verdiği kiloları geri aldığını söylemişti. Ne yapalım, kaldığımız yerden spora devam. :P Özetle zamanım bu şekilde geçti. Bakalım başka neler oldu:
* Kendimle ilgili bir şeyi farkettim. Aşırı detaycıymışım. Nasıl mı oldu, şöyle oldu: Geçen biri yeni aldığım farenin fiyatını sordu. Ben de başladım anlatmaya, "ya ablamın teknosada geri iade çeki vardı, onun üstüne para ekleyip alacaktık, sonra teknosa da "şanslı kutu" mudur nedir öyle bir şey varmış onu deneyin dediler, bize de mantıklı geldi, alalım dedik, aldık..." dedim.
Ne oluyor yahu?! Ne gerek var bu kadar ayrıntıya. Alt tarafı 50 tl diyeceksin adama, bitmiş olacak o konuşma da öylece. Bu olaydan sonra şöyle bir geriye baktım ve her durumda bu kadar detaya iniyormuşum meğer. En basitinden birinin taktığı küpe üstündeki ince desene bile dikkat edip içimden yığınla yorum yapıyorum. Varın siz düşünün ne kadar deli olduğumu...
* Aklıma geldikçe dua ediyorum. Allah huzur içinde yatırsın, mekanı cennet olsun, Allah onun günahlarını bağışlasın. Dedem geçen perşembe sabahı vefat etmiş. Ben tabi burdan gidemedim. Ailem ve akrabalarım Erzurum'a gitmişler hep. Bana sadece dua etmesi kaldı...
Böyle işte. İnternete de bir arkadaşımın evine gelip girdim. Aldığım gibi bilgisayarımı, geçtim arkadaşıma, girdim internete. Yığınla mail gelmiş. Tabii benim de göndermem gereken yığınla mail vardı. Üstüne gelenler de eklenince, mail lerle uğraştım uzun bir süre. Sonra Lost'un son bölümünü indirdim. Bir kaç işimi de yapıp, blogumu yazmaya geçtim.
Şimdi tekrar sessiz hayatıma dönebilirim...
30 Nisan 2009 Perşembe
22 Nisan 2009 Çarşamba
Melissa Etheridge
Nasıl keşfettim : Öyle dolaşıyordum sitelerde, o sırada birden çıktı karşıma, indirdim şarkılarını bilgisayarcığıma.
Cinsiyet ve doğum tarihi : Bayandır kendisi. 29 mayis 1961 doğumlu. (şu anda 48 yaşında)
Nereli : Leavenworth, Kansas, USA
Müzik türü : Rock
Kişisel Yorumum : Bu tarz rock şarkıları ve sanatçılarını seviyorum ben. Yani böyle rock deyince insanın aklına, çoğunluktan olacak, kafa ütüleyen diye tabir ettiğim seslerin bütünleşmesi geliyor. Ama Melissa'da da olduğu gibi, gayet sakin şekilde oluşturulmuş şarkılar var. Bir de şunu farkettim, Melissa'nın şarkılarındaki müzik efektlerini hissedebildim, yani gitar vuruşlarını duyabilmek benim için önemli oluyor bir şarkıda. Sesi konusunda fazla bir şey diyemiyorum, kendine has bir sesi var. Aksanı konusunda birkaç önyargım var; ama dinledikçe kırılacaklar sanırım. Onun dışında sözlerine gelince, birkaç şarkısının sözünü inceledim:
"We were lovers in an army,
marching all for Rome.
side by side in battle,
did we bravely leave our home?"
"Ordudaki aşıklardık
Roma'ya doğru yürüyorduk,
yanyana savaşta...
Evimizden cesurca mı ayrıldık?"
Web Sitesi : http://www.melissaetheridge.com
Dinlediğim albümü : The Awakening
Örnek şarkılar : http://www.lastfm.com.tr/music/Melissa+Etheridge (Sayfasındaki Müzik Player Listesinden şarkılarını seçip dinleyebilirsiniz.)
21 Nisan 2009 Salı
Mim! İm! M! - 2
Agüleys, belirtmiş ki blogunda, acaba şu arkadaşlarım karşı cinsten olsaydılar nasıl birileri olurdular... O arkadaşlarından biri olarak açıklamalarımı yapmak istedim.
Eğer ben 'ben' olmasaydım da 'o' olsaydım;
* Saçlarımı boyatmazdım.
* Yüzümü boyamazdım, ağır bir makyajım olmazdı.
* Mini etek giymezdim, giymezdim işte.
* Her önüne gelen erkekle konuşmazdım.
* Kalbimin ve bedenimin iradesine sahip çıkardım.
* Türkçe'yi düzgün kullanırdım, internet ortamındaki yazışmalarımda bile.
* 'Ortalık Malı' diye tabir ettiğim kızlardan olmazdım.
* İntikam peşinde koşmazdım.
* Ailemin yapısına göre hareket ederdim.
* Özgürlük tanımlarımı kendim belirler, başkalarının özgürlüğüyle yaşamazdım.
* İnsanları cinsel anlamda kışkırtacak her türlü davranıştan kaçınırdım.
* Edepli ve hayalı olurdum, özetle.
Günümüz kızlarının en büyük eksiklikleridir sanırım bunlar. Nasıl ki her şeyin fazlası zarar, buyrun, yoklayın bir kendinizi.
Sözüm kendi meclisimden dışarıdır efendim.
Sevgiler, saygılar...
Eğer ben 'ben' olmasaydım da 'o' olsaydım;
* Saçlarımı boyatmazdım.
* Yüzümü boyamazdım, ağır bir makyajım olmazdı.
* Mini etek giymezdim, giymezdim işte.
* Her önüne gelen erkekle konuşmazdım.
* Kalbimin ve bedenimin iradesine sahip çıkardım.
* Türkçe'yi düzgün kullanırdım, internet ortamındaki yazışmalarımda bile.
* 'Ortalık Malı' diye tabir ettiğim kızlardan olmazdım.
* İntikam peşinde koşmazdım.
* Ailemin yapısına göre hareket ederdim.
* Özgürlük tanımlarımı kendim belirler, başkalarının özgürlüğüyle yaşamazdım.
* İnsanları cinsel anlamda kışkırtacak her türlü davranıştan kaçınırdım.
* Edepli ve hayalı olurdum, özetle.
Günümüz kızlarının en büyük eksiklikleridir sanırım bunlar. Nasıl ki her şeyin fazlası zarar, buyrun, yoklayın bir kendinizi.
Sözüm kendi meclisimden dışarıdır efendim.
Sevgiler, saygılar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)