16 Ekim 2022 Pazar

Dinliyorum

 
Epey zaman geçti yazmayalı sana Blog. Aslında yazmayacaktım uzunca bir süre. Belki de hiç; ama yazmamamdan ötürü yaşadığım eksikliği daha da hisseder oldum son zamanlarda. Bazen birileriyle dertleştiğimde hissedemediğim o rahatlama duygusunu arar oldum iyice. Susuyorum, içime atıyorum; çok iyi yaptığım şeydir, biliyorsun. Olmuyor eskisi gibi artık. Yapamıyorum. Patlıyorum; içimdeki üzüntüyü ya da yıpranmışlığı bağırarak, ağlayarak ya da bir şekilde atıyorum içimden. Teoride iyi gibi geliyor kulağa bu durum; ama pratikte ve bunu yıllarca böyle yapmayıp sonradan yapmaya başlayan biri göz önüne alınınca... pek de iyi olmuyor. İyi değilim yani Blog.

Şunu da fark ettim ki uzun bir zamandan beri haddinden fazla enerjimi tüketmiş duruma geçmişim. Depo vs. kalmamış, bomboş şu anda her şey. Nasıl tekrar enerji yüklü konuma geçebilirim, hiçbir fikrim yok-tu. Son zamanlarda psikiyatriste gitmeyi düşünür oldum mesela. Birkaç şey daha var aklımda; ama henüz cesaretim yok onlar için. Yine de aklımdalar...

Özlediğim şeyler var Blog. Aslında özlediğim şeylerin neler olduğunu sadece sen biliyorsun gerçek anlamıyla. Çünkü hepsi senin birer sayfanda yazılı şekilde duruyor. Bilmiyorum nasıl tekrar elde ederim özlediğim şeyleri.

Yine bir pazar gecesi. Yine aklımda planlar. Yine ben, yine yalnızlık. Ve yine sen Blog...

3 Temmuz 2022 Pazar

Bir de Bu Var

O kadar yorgun ki gözlerim ağlamaktan, o kadar boğazıma düğümleniyor ki aklımdaki sözcükleri söylemek, o kadar yük gibiyim ki kendime, o kadar dualarım artık "al canımı Allah'ım" diye bitiyor ki... Hani gerçekten cesaretim olsa yapacağım ilk şey belli: Bütün bunları sona erdirmek. Belki yüzümde rahatlamanın vereceği hoş; ama biraz buruk bir gülüş olur. Ya da son nefesimi daha huzurlu veririm. Çünkü başkalarına da yük olmam kendime de... Üzüntü belki yıllara karışır gider; ama birinin yanındaykenki o yükmüşsün hissi çok ağırmış Blog. Şu anda yük olduğum bir annem bir babam kaldı. Onlar da evlatlarıyım diye böyle. Yoksa onlar da çoktan benden sıkılacaklardı... Hani hastalıklarım daha da ilerlerse ne yaparım bilmiyorum. Birikim dediğim param beni götürmez uzun süre. Yarın bir gün onlar bana ihtiyaç duyacaklar, o zaman ne yapacağım hiç bilmiyorum. 

"Mecburum biliyorsun dönüp gitmeye
İçimde sensizlik biriktirmeye
Saçlarını yüzüme ser son bir kez daha
Belki çare olur yaralarımı sarmaya

Yanıma kar kalacak mı bu gidiş bilemem
Ama içimde sen kaldıysan mutlu ölemem

Aklımı geri ver sende kalmasın
Başka vücutları sevip de sen sanmasın
Aklını geri al bende kalmasın
Başka vücutları sevip de ben sanmasın

Sözlerim artık yıllanmış bir şarap
Ne söylesem buruk ne söylesem kırmızı
Düşlerim virane, gülüşlerim harap
Ne yapsam gitmez, kalır tortusu

Yanıma kar kalacak mı bu gidiş bilemem
Ama içimde sen kaldıysan mutlu ölemem

Aklımı geri ver sende kalmasın
Başka vücutları sevip de sen sanmasın
Aklını geri al bende kalmasın
Başka vücutları sevip de ben sanmasın

Yanıma kar kalacak mı bu gidiş bilemem
Ama içimde sen kaldıysan mutlu ölemem

Aklımı geri ver sende kalmasın
Başka vücutları sevip de sen sanmasın
Aklını geri al bende kalmasın
Başka vücutları sevip de ben sanmasın

Aklımı geri ver sende kalmasın
Başka vücutları sevip de sen sanmasın
Aklını geri al bende kalmasın
Başka vücutları sevip de ben sanmasın
Başka vücutları sevip de ben sanmasın."

Bir Melodi, Bir Söz...

"Seni sevdiğimi anladığım günden beri

Sesler değişti, renkler değişti

Yüzümdeki çizgiler başkalaştı

Geçmişim değişti, oyunlaştı


Yeşilin ortasında gelincik gibi

İnceleşti, yabancılaştı

Siste bağıran vapur düdükleri gibi

Geliyor muyuz, gidecek miyiz

Yoksa...


Çığlık çığlığa

Çığlık çığlığa


Seni sevdiğimi anladığım günden beri

Hiçlik değişti, yokluk değişti

Karşılıksızlık dengeleşti

Günler değişti, sana dönüştü


Nasıl gördüğün düşü yeniden istersen

Nasıl bir yılgınlıktır sabah zilleri

Zamanı gelince nasıl terk eder kuşlar

Kaçıyor muyuz, kalacak mıyız

Yoksa...


Çığlık çığlığa

Çığlık çığlığa


Seni sevdiğimi anladığım günden beri

Yüzler değişti, dostlar değişti

Yorgun sokaklar bile karşı çıktılar

Adresler değişti, evler değişti


Seni sevdiğimi anladığım günden beri

Gökyüzü değişti, geceler değişti

Çocuklar bile bana çiçek diye baktılar

Yaşıyor muyuz, unutacak mıyız

Yoksa...


Çığlık çığlığa

Çığlık çığlığa..."