12 Şubat 2020 Çarşamba

Sevgililer... Neyiydi O?

Yazıma başlamadan önce geçmiş yıllarda 14 Şubat tarihinde neler yaptığıma bakayım dedim; ama birkaç yıldan sonra anladım ki yalnızlık ömür boyu. Evet sevgili Blog, aylardır biriyle belki hala flörtleşir gibi konuşuyor olabilirdim, yani kendimi kandırıyor ya da kendi kendime öyle devam ediyor olabilirdim; ama onun yerine yalnızlığı seçtim yine, sırf daha az üzülmek için. Pişman mıyım bilmiyorum, çünkü özlediğim şeyler var; ama ne önemi var ki kendi kendine yaşarken bunları?

En son ne zaman 14 Şubat'da hayatımda biri vardı hatırlamıyorum. Aslında en son ne zaman hayatımda biri vardı onu bile unuttum Blog. Bundan sonra da böyle devam edecek sanırım. İyimser olamıyorum bu konuda.

Akşam bir umut tekrar bir profil edindim, sonra tekrar kaldırdım. Yapamadım, itici geldi, iğrendim, kendimi dışlanmış ya da ait değilmiş gibi hissediyorum. Beceremiyorum, ayak uyduramıyorum. Yarım kalmış gibi hissediyorum. Zaten böyle olduğum için de insanlar "bizden olmaz" tavırlarıyla uzak duruyorlar o konuda benden.

İyi şeyler olmuyor mu? Oluyor gibi sanırım. Yeni mağazamda işimi daha çok sever oldum Blog. Gelen misafirlerden ziyade kendime dönük çalıştığımı fark ettim. Kendi dünyamda hareket ettiğimi fark ettim. Daha da içime döndüğümü, yalnızlaştığımı fark ettim ya da kabullendim diyeyim.

Şimdi de şundan korkuyorum. Bu şekilde devam ederken çıkıp gelecek yine biri, yine dayanamayıp kapılıp gideceğim, yine dertlerini dert bileceğim kendime, hep görmek isteyeceğim. Her boş vaktimi onunla geçirmek isteyeceğim. Zamanımı ona göre ayarlayacağım çünkü zamanın en kıymetli şey olduğunu onunla anlayacağım. Sonra "ben seni öyle sevmiyorum, diğer türlü çok seviyorum ama" laflarını duyacağım. Sözde canımın acımasının istenmemesi niyetiyle daha büyük bir acıyı yerine bırakacaktır biri. Sonra tekrar küseceğim bir şeylere. Yine de içim elvermiyor bu durumuma, yine diyorum yalnız kalmayayım, olsun biri...

O yüzden bir sevgililer şeyi vardı. Neyiydi o sahiden? Ne yapardı insanlar o günde? Sessizce oturur muydular bir arabanın içinde? Birbirlerinin ellerini tutar mıydılar? Ya da gözleri dolar mıydı ayrılıktan bahsederken? Hatırlamıyorum neydi...

3 Şubat 2020 Pazartesi

Bende Bir Problem Var

Kabul ediyorum, istersen adına depresyon de Blog, ama kabul ediyorum: İnsanlardan yana düzgün bir sonuç elde edemememin sorumlusu BENİM. Çünkü hem başka sebep bulamıyorum bu yalnızlığıma hem de birileriyle tanışıp ilerletme kısmında gördüğüm ve yaşadığım durumlara şöyle baktığımda ben hatalı buluyorum kendimi.

Geçen hafta düşünüp aldığım kararı biraz ertelemiştim. Ta ki bu akşama kadar. Tinder gibi bir platforma bile şöyle bir baktım; ama sonra dayanamadım onu da öncekileri de kaldırdım telefonumdan. Yoruldum aslında. Bunlar hep bahaneler Blog. Şimdiyse geriye, merdivenlerden inerken ya da çıkarken biriyle öylesine bir çarpışmayla tanışma ihtimalim kaldı. Ya da öncekilerden birinin çıkıp yine özür dileyip ya da özlediğini söyleyerek hayatıma tekrar girmesi ihtimali kaldı. Eh bunu da 4 seneyi aşkındır yaşamadığımı düşünürsek, geriye bir sen bir ben kalıyoruz. Bence acınası bir halimiz var. Gelip geçici ya da anlık zevkler için o kadar güzel ve masum şeyleri kenara itiyoruz ki... Yine de suçlusu ben olayım. Başkaları devam etsin.

Bitecekken vazgeçip devam ettirdiğim bir iş hayatım da var. En azından şükür listem dolu Blog. Farklı bir ortam ve insanlar bana iyi geldi 1-2 aydır. O yüzden mutluyum. Özlediğim kişiler var, özlediğim anlar var, özlediğim duygular var 1-2 ay öncesine kadar sahip olduğum... Ama işte. Neyse. Şöyle bir şarkıyla bitireyim şubat ayının ilk yazısını. Bu arada 9 gün sonra 14 Şubat. Önemli değil, biliyorum.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Az Daha Uzak

Beğenilmek güzel bir şey. Güzel şeyler duymak, biri tarafından istenilmek, biri için üzülmek... o kişiyi önemsemek. Bunları yaşayabildiğiniz kişiyi bulmak daha da güzel bir şey. Güzel olmayan şey ise, bunları yaşayacak birini bulamamak ya da siz yaşarken karşınızdakinin çok başka dünyada olması.

Herkesin o meşhur "arayışı" farklı işte. Çoğunluğa ayak uyduramayan biri olduğum için ve kendimi üzmeye meyilli olduğum için, kötü sonu yaşayan da ben oluyorum genele bakınca. Geçtiğimiz dönemden edindiğim tecrübelerden sonra artık sıra duygusal arayışlardan da tamamen uzaklaştığım zamana dönmekte sanırım. Nasılsa kendi takılan bir Arif oluşturdum 2020 yılı için. Tıpkı 2011-2012 dönemindeki gibi uzaklaşma zamanı da geldi tamamen bazı şeylerden. Hem belli mi olur, bu sefer de şanslı çıkarım, başka birisi çalar kapımı yine. Gerçi kimi kandırıyorum, hepiniz, hepimiz, aynı şeyin farklı tonlarındaki lacivertleriyiz. Kıymet bilmek, değer vermek, güzel 1 şeyi 5 yapmak gibi şeyler yok bizde. Hep eksik arama, daha iyisini bulurum nasılsa beklentisi...

Beni üzen şeyleri hayatımdan uzaklaştırmaya çalışıyorum Blog. Belki severek çok mutlu olacak birini binde 1 bulma ihtimalim var; ama onun için de yoruldum. Hem eskisi gibi beğenilmiyorum, hem de beğendiğim ki ben dış görünüşe de takılan biri değilim, kişiler benden uzaklaşıyor ya da benim uzaklaşmamı(!) istiyorlar.

Neyse siz mutlu olun. Benim mutlu olacağım asıl şey başka demek ki. 😊

Bu arada aldığım laptoptan bir kez daha memnun kaldım. Zira ablamgil gelmişlerdi uzaklardan. Lenovo marka bir laptop almıştı önceden, sisteminde sorun olmuş ve gelirken getirmiş. Format at vs derken iki günüm gitti. Ve ekrana bakınca, kendi laptopımı özlüyordum. Maşallah laptopıma benim. Elindekilere hep şükreden biriyim; ama anlayamıyorum neden insanlar konusunda şanssızım. Sanırım sorun sadece bende...