22 Ocak 2013 Salı

Susuyorum

Ben uslanmam Blog. Konu duygular olunca uslanmam. Ondan eminim. Çünkü sevgi konusunda zamanında en ağırını yemiş, yerin dibine batmış biri olmama rağmen, bu iğrenç ötesi ortamda hala nefes almaya çalışıyorum. Nefes? Suçlu olduğum faktör ne? Umut...

Bitmedi bir türlü *küfür* umudu. O klasik "nefes alıyorsan, hala umut vardır" sözü ne kadar da doğru. Mecazi anlam yüklenmesi daha makbul olan cümlenin, fiziksel açıdan da doğruluğunu o kadar çok yaşıyorum ki anlatamaz hiçbir kelime. Fakat çok yoruldum, usandım, bıktım. Hala aynı beklentilere girebiliyor oluşuma tüm öfkem, hala onlardan biri olarak, aynı etiket altında yaşıyor olmama bütün nefretim, isyanım...

Vazgeçmiş olmam lazımdı şimdiye; ama diğerlerinin sözüyle kandırdım kendimi her defasında, "daha yaşın 24, ne gördün ki?".. Bunu 17 yaşımdan beri duyuyorum. Ne değişti Blog? Para kazanmaya başlamamış olmam, hayata atılmamış olmam, elim ekmek tutmuyor oluşu, hayat kavgasına bulaşmamış olmam; gerçekten de bazı duyguları yaşayıp hissetmek için, yaşım çok mu erken olduğunu gösteriyor? 30 yaşımda da aynı tepkiyi göstereceğimden adım gibi eminim. Çünkü bu b*ktan dünya, iyileşmek gibi bir değişim göstermiyor; aksine daha da iğrenç, vurdumduymaz, pis ve tüketim meraklısı insanlarla doluyor. Sanki dünyaya gözlerini açan her çocuk, masumiyetini en fazla 2-3 hafta yaşıyor gibi hissediyorum. Yine de bunları yazdıktan sonra hiçbir şey olmamışçasına hayatıma devam edebiliyorsam, tek sebebi, o öldüremediğim, umut denen şeydir.

Bazen küçük bir valize birkaç eşya koyup, hiç bilmediğim yerlere gitmek istiyorum. Beni hiç tanımayanların olduğu, her şeye sıfırdan başlayabileceğim bir yere. Geçmiş o kadar yoğunlaştı ki artık taşıyamıyorum. Geçen her gün daha da fazlasını bırakıyor mazi kefesine.

Susuyorum. Ben dertlerimle doldukça susuyorum, içime atıyorum sürekli. Çünkü bağırıp çağıramıyorum, tepkimi gösterebileceğim kimse yok. Kim suçlu? Kimi, neyi suçlayabilirim? Hiçbir şeyi, hiç kimseyi... Susuyorum o yüzden. Kimsenin faydası olmuyor, kendime faydam olmuyor bazı konularda. Vazgeçmek en güzel, en kolay, en rahat çözüm oluyor; ama bu sefer de vazgeçemiyorum. Vazgeçmeyi gururuma, hayallerime ve saygı duyduğum kişilerin hatrına ödetemiyorum. Yine de bazı şeylere daha fazla katlanamayacağım. Belki temelli vazgeçmiyorum şu anda; ama tamamını ertelemeye karar verdim. Ne zaman, kiminle olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Elimden gelmiyor hiçbir şey.

Susuyorum.

18 Ocak 2013 Cuma

Beklentisiz

Anlaşılamıyor olmaya alıştığımı düşünüyordum; ta ki destek görmem kişilerden farklı bir açıyla bana yaklaşmalarını gördüğümden beri... Ailemi zaten es geçiyorum. Artık çevremdeki insanları da es geçiyorum. Çözüm sunamıyorsa bence insanlar, en azından anlamaya çalışsınlar. Kendi doğrularıyla, inançlarıyla, manevi değerleriyle yaklaşmasınlar bana. Tek istediğim budur artık...

Yurt dışı ile ilgili en büyük hayalim için geç kaldığımı öğrendim dün. Bütün akşamım mahvoldu. Değdi mi? Belki hayır; ama sinirliyken daha rahat gördüğüm şeyler olabiliyor benim. Neden derseniz, ruhsal durumum iyi olduğu zaman olaylara, kişilere kesinlikle iyimser ve anlayışlı yaklaşıyorum. Hatta çoğu zaman hata ederek, beğenmediğim yanları bir güzel örtüyorum. Sinirli ve olaylara tepkiliyken bu durum ortadan kalkıyor ve sonuç? Daha çok gerçeklerle yüzleşip, doğru karar alabiliyorum. Dün akşam da böyle oldu kısmen bazı durumlara/kişilere/zamanlara karşı.

Tek istediğim biraz olsun anlaşılmak. Sonra biraz desteğine ihtiyaç duyacağımdır o kişilerin. Sonra belki daha rahat bir şekilde düşünüp daha doğru adımlar atacağım. Tek istediğim bu-ydu...

Cuma günlerini severim, bilirsin Blog. Annem ve babam arkadaşlarına gittiler. Ben de gitmeyi istiyordum bu sefer aslında, sonradan vazgeçtim. Evde kalıp Cuma gecesini kendime ayırmak istedim. Şimdi elimde kahvem, çok ufak parça çikolatam ve duygularımla seninleyim her zamanki gibi Blog.

Bugün, sipariş edeli tam 1 ay geçmesine rağmen, elime ulaşan küçük-şeker şeylere sahip oldum. Fotoğraftaki DeviantArt'dan aldığım düğmeler çok şeker duruyor bence. Amerika'dan neden bu kadar geç geldiğini anlamadım. 30 gün? Aslında çok da geç değil. En ucuz şekilde yolladıkları için haliyle böyle oldu. Neyse, muhtemelen çantama takacağım dördünü ya da ikisini. Emin değilim. Mutlu oldum. Bilirsin böyle küçük şeylere fazla sevininiyorum. Daha anlamlıları gelince zaten hayattan kopuyorum. Neden böyleyiiiim? 8|

Aliexpress.com ve Dealextreme.com sitelerinden de ufak birer şey sipariş vermiştim. Onlar da ancak dün yola çıkmışlar. Bakalım Çin'den kaç güne gelecekler. Gelince buradan bildiririm yine. Umarım elime ulaştırırlar!!!

Ne yapmalıyım Blog? Geçen bir arkadaşım, sen kendinin farkında değilsin, dedi. İyi anlamda söyledi bunu. Ben de ona mütevaziliğin dibini yaptım. Haklı mı acaba?.. Öyleyse neden bana da bir kapı açılmıyor ki yurt dışına defolup gideyim? Buradaki her şeyden bunaldım. Yarım yamalak sevgilerden, sahte gülümsemelerden, çıkarcı, bencil insanlardan. Ekonomik anlamda aileme bağlı olduğum gerçeğini sürekli yaşıyor olmama zaten hiçbir şey diyemiyorum.

Bugün askerden dönen bir arkadaşımla muhabbet ettim ayaküstü. Ne yap ne et muaf ol askerlikten dedi. Bense böyleyim: "..." Neyse bu konuda fazla bir şey demek istemiyorum.

Bütün kozlarımı kullandım gibi sana karşı hayat. Senin kazanacağın belliydi her sefer. Öyle de oldu çoğu zaman. Yine de biraz ışığı hak edecek bir insanım ben. Gerçekten...

15 Ocak 2013 Salı

Peki?

Olabilir. Gerçekten çok doğal, yani olabilir. Şu anki hallerimi aslında yaşamıyor olabilirim. Belki 24 yıldır büyük bir rüya görüyor olabilirim. Nasılsa beyin hızlı çalışıyor, bazı şeyleri rüya gibi kısa ve tutkulu şekilde yaşamış olup; diğer zamanları kabus gibi geçirmemin başka bir açıklaması olamaz bence. En azından ben öyle düşünüyorum. Diğer yanım ise gerçekleri daha ızdıraplı yaşamam gerektiği için, o kısa ve tutkulu anların hayatıma sokulmuş olduğunu düşünüyor.

Önüme tabakla koyulmasını beklemiyorum yemeğin. Evet, belki biraz bekliyorum. Belki biraz öyle alıştım, belki bunu hak ettiğimi düşünüyorum her anlamda; ama boş tabak bile koyulmuyor be Blog. Merak etme, dünyanın adaletsiz olmasından bahsetmeyeceğim. Yanlış insanların yanlış yerlere kolayca gelebildiğinden, hak etmeyenlerin mutlu olduğundan vs. bahsetmeyeceğim. Bunlarla içini karartmak istemiyorum.

Son birkaç saattir yeteri kadar fazlalık gibi hissediyorum. Zahmet, masraf vs. adını sen koy. Karışık bir ruh halindeyim. Belki ben abartıyorumdur diye düşünülebilir; ama hayır. Kesinlikle alakası yok.

Kanat takıp uçmayı dilerdim. Meleklerin cinsiyeti yok nasılsa. Ya da var mı Blog? Beyaz ve tüylü oldukları için neden feminen olarak algılanıyor sence? Neyse.

Sorunumu biliyorsun Blog. İnsanlar...

Annem, babam, çevremdeki insanlar, konuştuğum insanlar, insanlar...  Şaşırmıyorum artık. Fazla yormamaya çalışıyorum düşüncelerimi; ama olmuyor. Ölümü bir seçenek gören, belki şaka da olsa, biri olarak, çok kolaya kaçtığımı ben de düşünmüyor değilim; ama hiçbir şekilde oturma ve çalışma vizesi veren bir ülke olmadığı sürece, o da kaçınılmaz bir son gibi geliyor.

Önceki yazımdan dolayı yaptığım 1-2 muhabbetten ötürü neden intihar ya da sonucu ölüme giden bir şeye başvurduğumu düşüneyim dedim de, sanırım bazı şeyleri kendime ve aileme yaşatmaktansa ölmeyi tercih etmek daha "benim" çekeceğim bir acı gibi geliyor. O şekilde de bir acı yaşanacağı kesin. Bilmiyorum. O kısmı düşününce de yapamıyorum ya zaten.

Şu şarkıya takıldım yine, dönüp duruyor şarkı listesinde tek başına:


Başarıya ulaşmak zorundayım. Bunu kendim için yapmalıyım. Yapacağım da. Ne kadar kötümser de yazsam, bir şeyleri başarmak zorundayım Blog. Bazen elimden bu kadarı geliyor. Ne yapabilirim, ben de insanım. Tıpkı anlayamadığım diğer insanlar gibi...