7 Mart 2012 Çarşamba

Zaman Geçiyor!

Zaman kaybediyorum. Sadece zaman... İçine ne kadar süreklenirsem o kadar çok düşünmeye başlıyorum. Düşünmek yoruyor, zaman kaybettiriyor.

Bir süredir İstanbul'dayım. 4-5 gündür de gezmekteyim diyebilirim. Bu günler içinde buluşmam gereken yığınla kişiden sadece bir kısmıyla buluşabildim. Bugün hariç önceki 4 gün boyunca sabah çıkıp akşam eve girmem, otobüsle 2 saat yol gitmem, gördüğüm kişiler ve yaşadığım dolu dolu zamanlar, bana epey fazla duygu yoğunluğu yaşattı. O yüzden artık çıkasım gelmiyor. Ben gibi evcimen birinin bu kadar kısa süre içinde çok fazla "action" yaşamış oluşu fazlaca zorlamakta maddi-manevi beni... Daha buluşmayı düşündüğüm arkadaşlarım var; ama zaman-mekan-güç üçleminde gidip geldiğimden ötürü ve başka konulardaki yoğunluğumdan ötürü bilemiyorum ne kadar etkili olabilir hislerim bir adım öteye gitmeye...

22 gün gibi bir süre kaldı diyetimin hesapladığım süresinin bitmesine; ama bir süredir gayet normal ve "fazla" beslendiğimden ötürü korkulara giriyorum. Sanırım haftaya okuluma döner dönmez yapacaklarım arasındaki ilk sıralara yerleşecek spor işi.

Okul demişken, feci halde eski düzenimi özledim. Kendi bilgisayarımı özledim. Okul arkadaşlarımı özledim. Özledim tanımına uyacak çoğu şeyi özledim.

Özlemek demişken, bazı şeyleri gerçekten çok özledim; ama özlemekle beklemek, kaderle kısmet, bir de hayal etmekle yaşamak arasındaki ince çizgiye tav olmakla meşgulüm uzunca bir süredir. Boşver'leri kalbime mesken tutmuşum aslında. O kadar hassaslaştım ki son aylarda, beklentilerimin yüksekliği ya da hayallerimin çıtanın altına düşüşü, benim çok rahat hareket etmeme neden oluyor. Öyle ki geleni geri çevirmeyecek haldeyim; adeta tüm sevgimi verecek haldeyim. Ne kadar frenlesem de başaramayacağım gibi geliyor. İçimdeki iyi niyete güvenip karşıma çıkan iyi insanları aramaya başlıyor gözüm de.

Zaman çok kıymetli benim için. Geçmişim çok kıymetli aslında. Ve ben geleceğimi, geçmişimden iyi bir şekilde söz etmek için, daha değerli kılarak yaşamaya çalışıyorum. Daha anlamlı, daha masum, daha doğal...

1 Mart 2012 Perşembe

Kusarım bazen ben!

Ah, eski yazılarıma baktığım bir geceden yazıyorum şu anda bu yazımı. Eskiden sürekli program yapmaya çalışırdım şu anda yapmaya çalıştığım gibi. Bir türlü de başaramazdım. Çünkü ya evdeki hesaba uygun çarşı alışverişi yapmazdım ya da benzeri bir nedenden dolayı yarım kalırdı planlarım.

Şu yazımı okudum az önce. Çok iyi hatırlıyorum bir süre Proje adı altında bazı iyileştirme çalışmaları yapıyordum ruhsal ve beden disiplinim için. Şu anda iki anlamda da kendimi iyi noktalara getirdiğimi düşünmekteyim; ama görüyorum ki aldığım planlar hep uzun vadede sonuçlanıyor. O yüzden dikkat etmeye çalışacağım yeni bir konu olacak şu andan itibaren: Kısa vadede gerçekleşebilen hedefleri belirmek.

Hayat İstanbul taraflarında daha bir farklı geçiyor kesinlikle. Günler dolu ve daha hızlı geçiyor benim için. Buluşmayı bekleyen bir arkadaş listem, ailem ve ben varız. Hangilerine sıra getirebileceğim konusunda kararsız bir haldeyim; ama hepsiyle buluşup öyle okuluma dönmeyi istiyorum. Cuma günü başlıyorum galiba bu işleme. Bakalım İstiklal Caddesi bıraktığım gibi mi. Umarım beni tanır, zira 11 kg verdim.

Son 1 saattir şu şarkı aklımda ve playlistimde olsa da sevgilimin olmayışı beni derinden etkilemekte:

23 Şubat 2012 Perşembe

Negzel!


Düşünmekten öteye gidemediğim durumlarda çok sinirleniyorum kendime. Çünkü elimden bu kadarı geliyor sanki diye kızıyorum. Oysaki bazı şeylerin çözümün zaman kavramında yoğrulup bana ulaşmasının mümkün olduğunu unutuyorum her sefer. Sonra yine dikkatimi başka şeylere yöneltip, sessizliğime devam ediyorum.

Uzun bir süredir ailemle tatildeyim. Sağ elimde cep telefonum, bir yandan mesaj yazıyor, bir yandan tweet atıyor, bir yandan Whatsapp isimli bir mobil telefon yazılımıyla; bazen kitap okuyarak, bazen çay saatlerine katılarak kendi halimce zaman geçirmekteyim. Sıkıcı olduğunun farkındayım aslında durumun. Ve bu monotonluğun sonuna yaklaştığımı belirtmek isterim.

2-3 güne İstanbul'a geçiyorum. Çok bir beklentim yok İstanbul'dan çünkü işimi bitirince okuluma dönmek istiyorum. Yapmam gerekenler şeyler var. Hepsinden ötesi, spor yapamadan tam 23 gün geçti ve geçmeye de devam ediyor. Muhtemelen 1.5 aylık bir sürecim bu şekilde geçmiş olacak. İşin bir diğer kötü tarafı, yeme düzenim diyetimde belirlediğim şekilde olmadığı için geriye kilo almaktan korkuyorum. Çünkü 4 gündür tartılamamaktayım. Tartının pilini değiştiremiyorum çünkü.

İstanbul'da bol bol eğlenmeyi, gezmeyi planlıyorum. Buluşmayı çok istediğim arkadaşlarımı görmeyi istiyorum ve ne olursa olsun, kötü düşünmemeyi, pozitif olmayı istiyorum şu saniyeden itibaren.

Bloguma ufak bir eklenti gibi bir şey yapıyorum ki o da Ocak 2012'den itibaren okuduğum kitapları şöyle bir köşeye not düşmek olacaktır.

Şimdilik kısa bir notla sahneyi yine siz değerleri internet kullanıcılarına bırakıyorum...

Sevgiler,

O, Ben ve Diğerleri Yazarı

dipnot: negzel = ne güzel