1 Şubat 2012 Çarşamba

Tatil Başlasıııın!

Evvvet, tekrar! Sonunda benim de "tatil" diyebileceğim bir zaman dilimim başlıyor sonunda. Ne yapsam ne etsem derdim yok. Her şeyim çok açık. Yapacaklarım çok belli. Şöyle Ankara buluşmaları, İstanbul buluşmaları, İzmit buluşmaları. Bol bol ileri seviye İngilizce, bol bol kitap, bol bol müzik dinleme, derin derin nefesler çekme...  Böyle pozitif şeylerim var Mart ayının başına kadar. 2012 senesi benim için Sınav Senesi olacağı için, böyle sınavlar için stres yapmayı düşünmüyorum artık. Birilerine üzülmemeye yeminliydim ki yeminimi bozdum 3. kez; ama bu seferkiyle gözlerim de açıldı kalbim de açıldı. O yüzden diyorum ki hazır açılmışken boşlukları doldurasak? Şöyle bir göz keyfi yaşasam bir gönül festivali düzenlesem en sonsuzundan? O zaman bakalım, bekleyelim...

Uzun yolculuklardan hoşlanıyorum, diyemem. Eğer yalnızsam ve ciddi anlamda kendi kendime kalmaya ve düşünmeye ihtiyacım varsa, o zaman uzun yollar benim için en güzel zamanı dilimi oluyor. Ki evime dönüyor olmamın bu fırsatı sağlamasından ötürü ayrıca bir memnunum. Yolculuğum sırasında kitap okumayı düşünüyorum. Bununla birlikte ipoduma attığım Günce Koral'ın, Halil Sezai ve günlerdir beğenerek dinlediğim Göksel'in son albümlerini attığım için, müzik ziyafetime devam etmeyi de düşünüyorum. Ve tabiki bir süre de düşüncelere dalacağımdan hiç şüphe olmasın.

Tatilde en çok istediğim İstanbul durumları. Çünkü görmeyi istediğim önemli kişiler var. Ve beni görmeyi isteyenler de var. Özlediklerim var. Biraz umut var. Biraz renk var.

Stres beni tatilde de bırakmayacak; ama elimden geldiğince atlatmaya çalışacağım.

dippisnottus: Facebook profılime eskilerden kimseleri ekledim. Tabii aldığım yorumlar direkt "Arif, ne güzel zayıflamışsın. Çok iyi olmuş" şeklinde. Eh ben de önce Allah'a, sonra Dukan'a, sonra da baş rol oyuncusu kendime teşekkür ediyorum, bu güzelliği yaşattığımız için.

dippisnottus 2: Göksel insan değil. Kesinlikle değil. O nasıl güzel şarkılar yazmış ve o hoş sesiyle söylemiştir ya. Kaç kere daha dinlerim bilmiyorum; ama dinledikçe dinleyesim geliyor. Her kelimesinde görüyorum kendimi. Ve kendi dediğine göre, o şarkıları 5 sene bekletmiş. Artık 5 senede mi oluştu, yoksa o şarkılar böyle bekletilince yıllanan şarkılar mıdır, bilemem. Yine de tavsiye üstünde bir beğenim var paylaşmakta olduğum. Bu da en sevdiğim şarkısı:


Yatağıma geçeyim artık. Son 3-4 günüm biraz garip geçti; ama bugün "refreshed" oldum.

Sevgiler.

29 Ocak 2012 Pazar

Merhaba, merhaba, merhaba!

"Pardon, bakar mısınız, diye sorduğunda, sanki daha önceden hep aradığım huzuru içime işliyormuş gibi hissetmiştim o sesiyle. Arkamı döndüğümde, masumiyet ifadesini adeta yeniden tanımlayan bir gülümsemeyle bana bakan bir çift göze kenetlenmiştim. Bir süre yüzümde Vietnam savaşı etkisini koruduğumdan adım gibi eminim. İyi misiniz, diye tekrar sorunca kendime geldiğimi hatırlıyorum. Galiba o anda başlamıştı içimde senin için başlayan 3. Dünya Savaşı."

Evvet! Tam olarak 58 gün kaldı Dukan Diyeti sürecimin bitmesine. 122 günü geride bırakmış olmanın verdiği büyük gurur duygusuyla diyebilirim ki, insan istemekle hayal etmek arasında kaldığında ne kadar zaman kaybı olduğunu göremiyormuş. Yani bu fiziğe ulaşmayı hayal ettiğim zamanlar da olmuştu. Taa ki gerçekten istediğim zamana kadar. O zaman zaten 2009 yazının etkilerini tamamen geçirmiştim üstümden ve şu anki başarıma ve azmime ulaştığım uzun bir yola başlamıştım. O yüzden istediğimde ve inanç dolu olduğumda başardığımı gördüğüm en uç noktalardan biridir bu diyet hikayem. Ve biliyorum ki herkes bu kadar istikrarlı ve iradeli olamıyor diyet ve sağlıklı beslenme konusunda. O yüzden daha da anlamlı hala geliyor bu başarım...

Hala bu şehirde tıkanıp kalmış olmamdan ötürü mutsuzum biraz. Çünkü ailemin bana ihtiyacı var. Onların yanına gitmem gerekiyor; ama şu önümüzdeki hafta içinde okulla ilgili birkaç işimi halledip gitmeyi düşünüyorum.

Şu sıralar nasılım bilmiyorum Blog. Nasıl olmadığımı biliyorum yalnız. Mesela mutsuz değilim, stresli değilim, yalnız değilim, ekonomik anlamda iyi değilim, evet, gerçekten değilim. Bu mevzu böyle boğazıma kadar gelmiş durumda; ama çözüm için neler yapabileceğim konusunda bildiğim şeyler beni düşündürüyor. O yüzden zamana bırakıyorum kendimi ve cüzdanımı. Ya da kredi kartlarımı da bırakabilirim.

Şükür kelimesinin içime işlemiş olmasından yana hep mutlu olmuşumdur Blog. Bazen sonuçları beni üzse de biliyorum ki yukarda bir yerlerde benim hayatımın hayırlı bir şekilde yönlenmesine izin veren bir varlık olduğundan eminim. Ettiğim dualarda da hep karşıma iyi insanların çıkması konusu daha ağırlık oluşturmuştur. Son olanlardan sonra şundan daha çok emin oldum ki bir erkek kesinlikle 28 yaşında belli bir olgunluğa erişebiliyor ancak. Hadi bilemedin 26 olsun. Ben 23 yaşımdayım; ama tabiki çuvaldızı kendime de batırarak yapıyorum bu yorumu.

Şu günler de geçse, bahar gelse, yüreğime damla damla sevgi ve huzur girse. Başka ne isterim ki?..

23 Ocak 2012 Pazartesi

Anlamlaştıramamak

"İçimde buruk bir özlem var sana karşı. Bu durum ne ileri götürüyor beni ne de geriye. Sanki o günler geçirmem gereken daha fazla dakika varmış gibi seninle. İçimde garip bir istek var sana karşı. Ne senin engellerin ne de benimkiler müsaade veriyor gibi. Bütün her şeyi boşverip yaşamakla; hayatın her bir ayrıntısına karışmak gibi seninle ilgili düşünceler. İçimde büyük bir yer var sana ait. Ne hoşgeldin diyebiliyorum ne de gelmeni bekleyebiliyorum..."


"Bilemezsin çocuk ne yangınlar var içimde. Ne yıkık binalar ne ayrı kalpler var zihnimde. Hani az biraz ışık tutsan dünyama yine de göremezsin hislerimdeki derinliği. Hani az biraz pencereyi aralasan, dünyaların havası girse odalarıma, yine de geçmez bendeki boğulma telaşı. İyisi mi sen ne ışıkları yak ne de pencereye dokun. Sen iyisi mi beni bırak kendi yalnızlığımla kapışayım. Belki hayat bize kendi kendimize savaşma fırsatı verir..."

Finaller geçti. Birkaç ufak meselem de geçti; ama yenileri geldi. Güzel şeyler de oldu; ama nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum hiçbir şeyi.

Okuduğum bölümü isteyerek okumadığımı belirtmek isterim. Sonradan hoşuma giden yanları oldu tabii; ama birçok alanında alakam olmadığını gördüm. Bitirmeye yakın farketmiş değilim aslında bu durumu. Neye ne kadar ses çıkarabildiğimi tartışıyorum şu anda, zamanında tercihlerimi yaparken ailemin üstümdeki etkilerini tartışıyorum, ülkemizdeki yaşam şartlarının onların üstündeki etkilerini tartışıyorum. Böyle bir bölümün okunmaması gerektiğini bana söyleyebilecek olmasına rağmen, söylememesine şaşırdığım insanları tartışıyorum. Susuyorum yine de. Okumam gerekiyormuş demek ki, burada olmalıymışım demek ki, bu evrelerden geçmem gerekiyormuş demek ki, deyip susuyorum. Tek duam şu sıralar, final sınavlarımı başarıyla geçmiş olmam. Sanırım önümüzdeki 1 hafta içinde belli olacak bu durum. Staj yeri ayarlayıp Isparta'dan uzaklaşmak yararıma olacak galiba...

Aklım çok karışık Blog. Ailemin saçma ve haklı baskıları da cabası oluyor. Ekonomik anlamda dibe vurmuş durumdayım zaten. Ailemin de gelen desteğinin azalacağını düşünüyorum. Çok harcayan biri değilim. Ne dışarıda yemek yerim, ne sigara içerim, ne alkolum var, ne de benzin alacak bir arabam; ama gidiyor işte. Çözmüş değilim. Elimdeki şeyleri satıp, nakite çevirip kredi kartı borçlarımı azaltmak istiyorum; ama ne kadar etkili olur bilmiyorum. Hepsini geçtim, benim ailemle ciddi bir iletişim problemim var. Şu anda yani cidden hiçbir şey istemiyorum hiçbirinden, o moda girdim gireceğim az kaldı. Zaten diyorum ben kendime, şu diplomayı alıp, kısmetse fazla günaha batmadan hakkın rahmetine kavuşayım ben. İş bulup çalışmam bekleniyor. Sanki ortalıkta iş dağıtıyorlarmışçasına ya da her mühendisi işe alıyorlarmış gibisinden davranılıyor evden bana. Özellikle ablamgil. Ve tabi onlarla konuşan annem ve babam. Şu zamanları da geçireceğim bir gün elbette.

Etrafımda arkadaşlarım ve benimle ilgilenen insanlar olmasına rağmen feci halde yalnızlık çekiyorum uzunca bir süredir. Bir şeylerin eksiliğinin dibe vurmuşluğunu yaşıyorum. Ve ısrarla hayatıma müdahale ediyor bu düşünceler, karışıklıklar, sıkıntılar, stresler...

Yanlış bir kişilikte ve yanlış bir dünyada doğmuşum ben. Söylemek istediğim yığınla şeyden biri bu sanırım. Kötü şeyleri kafamdan uzak tutmak istiyorum; ama elimde değil. Birilerinin benimle olmasını isterdim. O zaman belki hıçkırarak ağlamalarımı susturabilirdim başımı göğsüne yaslayarak. Tek istediğim bu şu an...

Çok yoruldum insanların beni anlamamasından. En başta da en anlaması gerekenlerin anlamamasından.