6 Şubat 2011 Pazar

Gule gule "Eski" Guzel Hayat

Saat yine 9 oldu. Butun gun nasil gecti bilmiyorum. Ne yaptim kayda deger diye dusunuyorum. Bir sey yapmak zorunda degilmisim gibi hissedemiyorum. Surekli bir seylerle mesgul olmaya ihtiyacim varmis gibi geliyor. Bir taraftan surekli gecmisim aklimda beni rahatsiz ediyor surekli aklima gelip. Kotu anilarim oldugundan degil; daha cok yasadigim bazi guzel seylerin simdi olmayisi beni rahatsiz ediyor.

Kendimi bazen o kadar yukseklere cekebiliyorum ki... Cogu zaman hayranlikla izliyorum yaptiklarimi. Kendimle olan guven konusunda yarisiyorum adeta. Basarili oldugum noktalari benimseyebiliyorum butun benligimle. Kimi zaman da... neyse.

Liseden mezun oldugum zamanlar geldi aklima. Sirf ders calisarak gecen bir lise yasamindan geriye neler kalabilir diye dusundum simdi. Tabiki koca bir hic. Facebook'da birikmis lise arkadasliklarindan oteye gitmedi durum. Ya universite? Universitede de benzer durum oluyor, arkadaslik acisindan. Benzer... Ben su anda, Allah bozmasin, harika arkadaslara sahibim. Gecen sene dert yandigim durumlarin hicbiri yok su anda. Sukrediyorum bu duruma. Ki bu arkadaslarim mezuniyetten sonra da bagli kalinabilecek insanlar. Yine de dusununce universite mezuniyetinden sonra ne kalabilecegi konusunda, aklimda tek tuk degil yiginla sey olusuyor. O kadar fazla aniya sahibim ki universite hayatim boyunca yaptiklarim konusunda. Her bir dakikasi aklimin bir ucunda. Yasadigim bir cok konudaki tecrubeler, hayatimin bircok noktasinda bana isik olmakta ve olacagindan da eminim. Simdi beni rahatsiz eden bu dusunceler...

Yapim geregi gecmisime cok bagli biriyim. Kopamiyorum. Ve bu da mantikli adimlar atmami engelliyor. Uzunca bir suredir bunun duzelmesi konusunda savas veriyorum kendi icimde. Basariya ulasmadim diyemem. Cunku basardigim seyler oldu. Hala daha oluyor. Yine de sorun gecmisimi bana hatirlatan seyleri inatla gozumun onune koymamla alakali. O yuzden simdi bir cok seyi ortadan kaldirdim.

Son 2 gundur de yasadigim sorun konusundaki son taslari yerine oturtmaya calisiyorum. Zorluk cekiyorum kismen. Duzelecek diye umuyorum...

Yasadigim bir Subat donemi tatili daha bitmek uzere. Istanbul'a gecme planim vardi; ama bir cok sorundan dolayi iptal etmeye karar verdim. Inat ettigimde ve sinirlendigimde gozum hicbir seyi gormuyor. Gayet rahat bir sekilde silip, kirip, atiyorum her seyi... Fakat, her seye sinirlenen biri degilim, bir cok seye alinan biriyim; ama alinganliklarini nefrete donusturen biri degilim. Ben bir seye sinirlendiysem eger; gercekten sinirlenmisimdir ve %90'da hakli ciktigimi gorurum sinirlendigim sey de. Su siralar bu sorunlari yasadim hep. Erkenden Isparta'ya gecmeyi, yeni tasinacagim daireye yerlesmeyi, evimi temizlemeyi, yeni egitim-ogretim donemine basarili bir sekilde baslamayi istiyorum artik. Ankara'da butun gun evde oturarak, bilgisayar basinda zaman gecirerek, degerlendirebilecegim zamanimi gunluk islere ayirarak, kendimi cok kotu hissediyorum. Evet ailemleyim; ama ben yalnizligi seven biriyim ayni zamanda. Aileme duskunlugum yogundur; ama ben yalniz kalamadigim zamanlar kendimi duzensiz hissediyorum. Bu da bircok seyden zevk almami engelliyor.

Sanirim kilo verdim. Duzenli beslenerek. Spor yapmadan. Isparta'ya donunce bu konuda planlarim var. Onlari gerceklestirmek istiyorum en kisa zamanda. Okulumun son donemini, basarili bir sekilde gecirmek istiyorum ozetle...

Yine bir seyleri kapattim. Bir sure uzak kalmak istiyorum her seyden.
Hoscakal Blog, Merhaba Guzel Hayat!

4 Şubat 2011 Cuma

Merhaba Guzel Hayat

Inatla sevmeye calisiyorum artik hayati, insanlari... ozetle sevilmeye deger butun guzel seyleri. Ya da yine bir Cuma gunune mi geldi bu nese sacan Arif modulu? Neyse, uzumu ye, bagini sorma; derler hep... Su siralar cok aciksozlu olmaya basladim kendime karsi. Durustlugumu hemen belli eder oldum. Dunya mi bozuluyor? Yoksa ben mi cok hassaslasiyorum son zamanlarda? Neyse. Ozetle: Hayat! Seni seviyorum! Benimle bir seyler yasamak zorundasin! Cikalim bir sure seninle, ne dersin? Belki yurutebiliriz bazi seyleri. Kim bilir...

Blog! Kendimi 1.5 yildir kandirmaktaydim. Tembelligimin, acizligimin, kendime guvensizligimin, begenmedigim yonlerimin ya da kendimle yaristigim butun kotu yanlarimin sucunu, 2 haftada tanidigim, farkli renkteki bir insana atmaktaydim. Hicbir savas vermedim aciklarimi kapatmak icin, tembelligimi ya da her neyi bahane ettiysem o kisiyle ilgili olarak. Bu benim hatamdi. Koca bir donemimi ziyan ettim bu ihmalkarligimdan oturu.

Kisiligim nedeniyle, duygusal anlamdaki bir cok seyi, fazla anlam yukleyerek yasiyorum, kendi icimde ya da karsimdakine dogru. Hayat bana hala egilirken kirilmamayi ogretemedi. Ya da ben ogrenmek istemedim. Oysaki simdiye kadar coktan ogrenmis olmam lazimdi.

Inatla direniyorum her seye karsi. Inatla yasadigim dunyada ask denen seyin gercek olduguna inaniyorum. Inatla sevginin buyuk bir guc olduguna inaniyorum.

Ask, acaba insanlarin delirdigi zaman, baska bir delirenle yasadigi duygu mu? Bir keresinde normalden daha deli oldugumu biliyorum. 1 kere oldu zaten. Sanirim yuksek dozlara cok cikamiyor insanlar bu konuda. Kac kere daha cikabilirim limit ustune? 2. icin sansim var midir? Neyse.

Tum sorunlar zaten asik olduktan sonra ayrildiginizda basliyor. Kimileri kendini alkole veriyor, kimileri etrafina karsi nefret sacan biri oluyor, kimi 1.5 senesini ziyan ediyor... unutana kadar.

Ben bugun tamamiyle bunu kabullendim. Yani 1.5 senemi mahveden kisinin o kisi olmadiginin, kendimin oldugunun gercegini kabullendim.

Simdi ne yapiyorum? Tabiki bu kabullenisle, kendime olan guveni geri kazanmaya basladim. Hatta oyle ki, yaptigim duzenli beslenme ve diyetle, biraz kilo bile vermisim. *tabii tarti yalan soylemiyorsa...*

Bunlarin disinda, tatilim bilindik sekilde geciyor. Annem ve babamla birlikte bir tatil geciriyorum. Evde oldugunu belirtmekte fayda var. Cunku evde de tatil yapabilir insanlar. Tatilden kastim tabiki, dinlenmek, ders calismamak, TV izlemek, aile ile vakit gecirmek olarak kayitlara gecebilir.

Gunlerdir kitap okumak istiyorum; ama beceremiyorum. Bu gece de olmayacak gibi duruyor. Ya da 1 saat olur, tabi olmali bence de...

Ne kadar karar alip; bozdugumu bir ben, bir blogumu takip eden sevgili okuyucular *kac kisiler acaba*, bir de tabiki Allah cok iyi biliyor. Bir daha karar almamaya, karar vermistim. *cok sacma cumle kurmusum* Uzgunum; ama benim yapim dayanamiyor karar almamaya...

Yeni aldigim kararla, "el icinde aglamayan" olmaya calisiyorum. Bugunku, bundan sonrasi icin, aldigim bu karar disinda epeyce dusunce var aklimda, paylasmaya kiyamadigim. Sakli dursunlar simdilik.

Haftaya Istanbul'a gecmeliyim, oradan da Isparta'ya.
Simdi film arsivimden bir film bulup; izleyeyim, cay icerekten...

Sevgiler.

27 Ocak 2011 Perşembe

Universiade 2011 Erzurum Kış Oyunları

Aglamak mi istedim ben? Yoksa her sefer oldugu gibi, her milli bir basariyi izlerken ki doktugum gozyaslari miydi bu gozumden akan birkac damla?

Erzurum'u nerelere tasidi bu olimpiyat acilis gosterileri... Gurur duydum ulkemle. Haddinden fazla emek harcanmis. Memleketim olmasi da bu sekilde dusunmeme etki ediyordur Erzurum hakkinda. Erzurumlu olmayan insanlar da bu sekilde dusunuyorlardir eminim.

Anlamadigim nokta ise, olimpiyatlari ya da onu bahane ederek baska siyasi seyleri akillarina alan ve o guzel beyinlerini protesto niyetiyle butunleyen genclerin yaptiklaridir. Nasil bir dusunce var sizde? Anlamiyorum. Anlamak da istemiyorum. Vatanini surekli kotuleyen, devletini surekli her anlamda kotu yerlere ceken, kendini akilli(!) diye tanimlayan gencler; acaba hangi vatanda yasadiklarini, hangi dinin etkili oldugu topraklarda yasadiklarini ne zaman ogrenecekler? Ve anlamadigim diger bir nokta ise, bu genclerin geneline baktigimizda, neden hep carpik bir yetisme tarzi, ailevi ve milli kulturlerden yozlasma durumu, ateistligin hakim surdugu bir dusunce goruluyor? Goruyorum ya da?

Not: Milliyetci tarafimi genelde belli etmem ben. Kaldi ki agzimdan bugune kadar ne bir siyasetciye laf cikmistir iyi ya da kotu ne de Turkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Ataturk'e karsi... Bu aksam dayanamadim bu guzel gosteriler karsisinda.

Not 2: Kenan Dogulu'nun olimpiyat acilisinda Shake it up Shekerim (boyle mi yaziliyordu?) sarkisini soylemesi tabiki beklenen bir seydi. Kenan Dogulu ismi beklenen bir sey miydi? Hem de playback sekilde? Himm. Hadise'nin o soguga dayanamayacagini dusunuyorum su anda. Tarkan? Saka yapiyorsun?..

Not 3: Bunlarin disinda, tatilim ilginc geciyor. O kadar ilginc ki ne ders calisiyorum ne de baska yararli bir sey yapiyorum. Yalniz, elime surekli kitap gecirmeye calisiyorum. Faydali bir seylerle ugrasmaya calisiyorum. Sanirim tatil modundan ancak yarin cikabilecegim. Hadi bakalim...

Not 4: Turkiye'den madalya bekleyen yoktur heralde. Sahsen ben ev sahipligi yaptigimiz icin bile cok cok memnunum ulkem adina.