2 Eylül 2010 Perşembe

Proje 2

Oh yea! Yeni bir proje ve bu projenin en az %80'ini uygulamaya hevesli, versiyon atlamis bir Arif. Ilk projemin amacina cok guzel bir sekilde ulastigini belirtmek istiyorum. Ozellikle internet konusundaki basarima kendim bile cok fazla bir sekilde sasirmis bulunmaktayim. Su anda Facebook hesabim acik, MSN icin de arada bir girip ciktigimi soylersem, sanirim eskiye nazaran bu iki seyi ne kadar ciddiye aldigimi dusunursek, su anki kullanim surelerime bakilirsa, gayet basari sagladigimi soyleyebilirim. Gunluk internet kullanimindan bahsetmiyorum bile. Gayet ihtiyac dogrultusunda kullaniliyor.

Kitap okumak mi? Ya o tamam olum. Diyorum; cunku eski Arif, kalin olsa da, ders kitaplari disinda cok nadir kitap okur idi. 1 ayda 1 kitap bitirmeyi birakin, 2 ayda bile bitirmez idi. Su anda sanirim, son 1-2 aya bakilirsa, ayda 3-4 en fazla 5 kitap bitirdigi gorulmektedir. Okul baslayinca bu sayi azalabilir diye dusunuyorum; ama cok hos bir fikrim geldi! O da her hafta 1 kitap bitirmeye calisip; kendime yeni bir roman almak icin vucudumu kitapcilara goturmek istedigimdir.

Ingilizce calismak. Himm hala deniyorum; diger konulardaki gibi asiri bir basari gosteremedim; cunku ben normalde de Ingilizce ile icli disli bulunmaktayim. Haliyle Asiri bir degisim gecirmedim; ama istedigim calisma duzeyine de ulastigimi dusunmuyorum. O yuzden hala devam ediyorum o konuda calismaya. Zaten okula donunce arkadaslarimla baslamayi dusundugum bir TOEFL calisma kursu bulunmakta. Bakalim.

Sevgi konusunda kendimi zorladigimi goruyorum; ama, saka bir yana, ben sanirim sevemiyorum kimseyi artik; cunku kimse mutlu etme cabasina girmiyor benim icin. Sadece onlarla ilgileneyim ve onlari mutlu edeyim dusuncesindeler. Yani yanlis anlasilmasin, demek istedigim, karsimdaki insanlarin cidden benimle ilgilendigini hissedemiyorum, bu ask anlamindaki sevmek konusundaki, sevmek oluyor. Yoksa benimle ilgilenen, guzel arkadaslarim var benim. Mutluyum o konuda da.

Makine muhendisligi 4 senede biter mi konusu icin ozel bir sey yapmadim; ama kafamda surekli universitedeki 1. yilimdaki halim var, ve dondugumde o halimle doneme baslamaya hazirliyorum kendimi. Sanirim o halim yeteri kadar bu konudaki basarima yeter.

Ilk projemin degerlendirmesi bu sekilde. Ve goruyorum ki %80'lik bir basari saglamisim, en az. Simdi ise Proje 2'den bahsetmek istiyorum. *Isiklar! Muzik! Sahneyi girelim...*

Iste Proje 2'de yapilacaklar:
  • Uyku duzeni geri getirilecek! Tam 1 senedir, abartmiyorum, uyku duzenim bozuk, yetersiz ve duzenli yasantima uzak. Bu konuda calismayi dusunuyorum onumuzdeki 1 ay boyunca.
  • Kilolar veriliyor hemmen! Amerika'dan dondugumde tam 78 kilo idim. Boyumun oyle uzadigini dusunmuyorum. Yani 1 yilda 22 yasina gelmis bir gencin 5cm birden uzamaz heralde. Ve su andaki fazla kilolarim asiri gozume carpiyor ve mezuniyet resmimde zayif bir Arif olarak poz vermeyi hedefledim su andan itibaren kendime!
  • Ingilizce konusu devam ediyor, etmeli! Onceki projemden yetersiz olarak dusundugum bu mevzuyu bu projede de ele almaya devam ediyorum...
~~~~~~~~~~~~~~*~~~~~~~~~~~~~

Dun gecen 11:30'da yatagima gittim, uyumaya calistim. Tam 3'e kadar sanki vucudumun yarisi uyudu yarisi uyanik kaldi gibi hissettim. Sonra sahur icin bir seyler hazirladim evdekilere ve kendime. Sahurdan sonra geri yattim. Sanirim 7'ye dogru uyudum gibi oldu. 10'da kalktim, geri yattim, 1'de kalktim geri yattim. 3:30'da tamamiyle dinc bir sekilde kalktim. Hos, uyusuk gibi hissetmiyor degildim. Ve artik yeter dedim. Ve cozum olarak da yarin gece saat 11'e kadar uyanik kalmaya karar verdim. Gunlerdir sahur ve kitap okumak icin uyanik kaldigimdan epeyce bozulmus sistemim...

Kilo vermeyi istiyorum. Baska biri icin degil. Kendim icin. Biraz iri yapili olabilirim, o yuzden kilomu gostermiyorum pek; ama gozume batan vucut hatlarim olmakta o yuzden artik dur demenin zamani geldi, sagligim icin. Bu konuda kendime patatesi, ekmegi ve pirinci yasaklama karari aldim. Ya da asiri azaltmaya gidiyorum. Daha sulu meyve ve sebzeler yemeye karar verdim.

Hayirli olsun diyorum. Haydi bakalim.

Egitim SART!

Aslinda yeni calismalarina baslayacak oldugum projeyi sunmak icin oturmustum bilgisayarcigimin basina; ama su siralar aklimda olan, bir de daha onceden bahsetmek icin, malzemelerini toplayip da anlatmasi kismet olmayan bir konuyu bloguma not dusmek istiyorum bu guzel serin mi serin Eylul ayinda.

Ohom an itibariyla yine last.fm vasitasiyla, bu sekilde kesfediyorum hep, iki guzel sanatci kesfetmis bulunmaktayim. Yazimi yazarken onlari da dinliyorum bir yandan. Bunlardan biri Ilse Delange digeri ise Cheryl Cole... Cheryl'in sarkilarini duyulmustur aslinda. Ben gec kesfettigimi bir-iki ornek sarki dinledikten sonra farkettim. Su anda son albumlerine ulasmis ve buyuk bir zevkle dinliyorum.

Efendim, konumuza gelmek gerekirse, gecen gunlerde Isparta'dan Ankara'ya gelmek uzereyken otobusumuz Afyon terminalinde durmus ve mola vermistir. Haliyle ben de kisisel -acil olabiliyorlar- ihtiyaclarimi gidermek icin; o kadar gidip gelmeme ragmen, ilk kez Afyon terminalinin lavabosunu kullanmak istedim. Bu aciklamamdan sonra bir daha gidersem kesin gulerek cikarim lavabodan. Henuz meseleyi tam olarak anlatmadan deginmek istedigim bir sey var: Benim vatandasim, dogaldir, saftir, temiztir. Belki cogunluk olarak biraz geri kalmis olabiliriz. Yine de ben her seyin egitimden kaynaklandigini dusunuyorum ve yine de boyle bir sorunun ya da ogretilmeye calisilan seyin soyle bir manzarayla gosterilmesini istemezdim: Buyrun olay WC'den bizzat cektigim resim: Ozellikle klozetin kullanimi ile ilgili uyariya dikkat. Suc kimin peki? Turk milletinin? Aftas firmasinin? Bunu bloguna yayinlayan kisi olan, benim? *Resme tiklarsaniz daha genis gorebilirsiniz*


Diger bir yandan, su siralar cok mat, kabugundan cikmayi bekleyen bir kus, hem de Brezilya kahvesi gibi hissediyorum. Dikkat latte demedim! Neden boyleyim bilmiyorum. Uzun bir suredir yazilarimin hicbirinde "yoruldum, her seyden nefret ediyorum, biktim yasamaktan, I hate my life *uhuhu*" gibi kelimeler kullanmadim; ama su 2-3 gundur, cok farkli her sey. Hani yaptigim surekli uyumak, yemek, icmek, kitap okumak, muzik dinlemek, blog yazmak... Aslinda mutluyum halimden; ama sanki boyle her sey tamam; koca bir sey eksik gibi geliyor. Ya da yine ayni hatalari yapmak icin yer hazirliyorum ben. En iyisi susayim da su projeme geceyim.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Kitap Yorumu: Mary Balogh - Asla Unutulmaz

Ask romanlarina ne kadar ilgilisiniz bilemem; ama ben gibi Alacakaranlik serisini bir cirpida okuyup; ustune bu guzel ask romanini okursaniz, siz de ask romanlari konusunda epeyce ilgili olabilirsiniz. Bu tabi baska konulara da bagli oluyor. Sevgiliniz yoksa, ben gibi, daha da etkilenebiliyorsunuz kitaptan...

Cok hos ve herkesin hayal edebilecegi, gerceklesmesi muhtemel bir ask hikayesiydi, Asla Unutulmaz. Hani derler ya keske icimdeki mukemmel yanı gorebilecek biri ciksa karsima. Benim duygularimi anlasa, ben de onunkileri anlasam. Ve bir butun olsak her seye ragmen. Her anlamda bir butun olsak. Sadece gozlerimiz degil ve kalbimiz degil; bedenimiz de karsindakini istese. Oyle sevsek... Mutlu olsak. Ayni bu sekildeydi bu guzel ask romaninin oykusu de. Elinizden dusuremeyeceginiz bir kitap. Oyleki 1 gunde bitirmeye hedeflenmeden de bitirebilirsiniz kitabi. Hos, ben gunlere yayarak okumayi tercih ediyorum.

Kitabinin konusunun gectigi zamanlar da o zamanin asklari icin uygun olmus. Daha cok Ingiltere'nin kraliyet sistemine dayanan bir yonetim seklindeyken, varlikli insanlarin arasinda gecen bir oyku olmus. Hayattan kucuk seyleri yakalayabilecek insanlari ele almis Mary Balogh...

Kitabin cikis tarihinden bahsetmek gerekirse, 2006 yilinda yazilmis kitap oldugunu; ancak Turkiye'ye cevirileriyle birlikte 2009 yilinda ugradigini soyleyebiliriz. Kitap daha sonra, yine ayni yazar tarafindan, kitapta adi gecen bazi kahramanlarin yasadiklari asklari da anlatacak sekilde, "Simply" serisi altinda, uzatilmistir. Ne yazik ki diger serinin kitaplari henuz Turkce'ye cevrilmemis olacak ki ben ulasamadim. Hos, diger serinin kitaplari, Asla Unutulmaz'daki ana karakterlere bagli kalmadigi icin bana fazla cekici gelmiyor; ama Mary Balogh'un ask romanlari konusundaki basarisiyla o kitaplar da gayet surukleyici olarak okunabilirdi... Bu bilgilere yazarin sitesindeki kitap yorumlarini cevirerek ulasmis bulunmaktayim. Ulkemizde Simply serisiyle ilgilenen yok gibi duruyor.

Asla Unutulmaz'i rafa kaldirip; onceleri satin aldigim; ama okumayi bitiremedigim Cerrah isimli kitaba tekrar basliyorum.