Tam su anda hissettiklerimi yazmak istiyorum. Ilerisini degil, geride kalanlari da degil. Su ani yaziyorum. Onumde cilekli bir gazoz var. Bilgisayarimdan Enrique Iglesias'in Ingilizce sarkilari caliyor. Boyle bilgisayarimin sistemini tekrar yukledim. Her sey yeni. Dus almak istiyorum su anda. Boyle daha da temiz olmak istiyorum. Icimde kipirtilar var boyle. Asik felan olmadim. Farkli bir kipirti var. Emekli olmus da, ekvatordaki adalarda tatil yapan biri gibi hissediyorum kendimi. Her seyi yapmis, kafasi yerinde, yapacak isleri olmayan, huzurlu, sakin, gulumseyen... boyle positif bir haldeyim su anda. Icim rahat en azindan su anda. "Hayat, ne guzelsin sen!" modundayim tam su anda!
Boyle zor tutuyorum kendimi birazda diger konulari dusunmemek icin. Yapmam gereken seyleri vs. dusunmemek icin zor tutuyorum kendimi. Neyse, uzakta kalsin su 4-5 dakikamdan!
Ispanyol havamdayim su anda. Biraz boyle cingene, eglenceyi seven, tutkulu... Biliyorum kaybedecegim bu ruh halimi, belki 5 dk sonra belki de 1 saat sonra. Tutmayi cok isterdim. Cok rahatim su anda! Istesem olur degil mi hep boyle? Belki... Bilmiyorum. Denemeye deger ama!
Kendime not: Cilekli gazozun bitmek uzere Arif. Iyi ki varsin Arif. Seni seviyorum kendim! <3
24 Haziran 2010 Perşembe
21 Haziran 2010 Pazartesi
Yor(ul)dum....
Bazen yoruyor beni bazi seyler. Ve hepsi ustuste geliyor. Bir anda. Ben mi abartiyorum? Eger abartiyorsam, biri beni durdurabilir mi artik? Lutfen...
Ailem yoruyor bazen. Baskalari icin yasiyormusum gibi hissediyorum, ozellikle annemin yanindayken. Ablamin nisanina giderken bugun, kulagimdaki kupeyi cikarmamin sebebini anlamaya calisiyorum. Anneannem icin cikarildi o kupe. Ki kendisi profesor niteliginde bir bayandir, anneannem, dikkatlidir felan... Ama ne gerek vardi ki ufacik bir kupe. Ve bugun nisanda epeyce bir kosusturdum. Gitmeden once tartistim, sonra isleri ben yaptim, sonra geldim tartistim... Hicbir sey yapmamis gibi muamele goruyorum bazen. Hatta bazen bana 30 yasindayim gibi davraniyor evdekiler; bazen de 18... Yoruldum bu durumdan ben. Cok hem de...
Insanlar zaten hep yoruyordu beni. Sacma sapan insanlarin, garip istekleri... Hatta dogru duzgun birinin yuzune baktiginizda gordugunuz samimiyetin aslinda hic olmadigini farkettiginizde, acaba ben kime guvenmeliyim, kime yaslamaliyim basimi, diyor insan... Boyle insanlardan yoruldum. Hic tanimiyor olsam da, sadece bir resim gorsem de, boyle insanlarin varligi bile beni yoruyor hayata karsi.
Insanlara fazla deger veriyorum sanirim. Mesela deger verdigim bir insanin, benim blog yazdigimi bildigi halde, bir gun olsun su sayfayi acip, bu cocuk ne yaziyor, dememesi, benim o kisiye karsi verdigim degeri boyle sifirliyor gibi oluyor. Ustelik bu kisilerden bazilari, hayatimin sanki her karesini biliyormus gibiler. Degismedigimi dusunuyorlar direkt, 2 yillik konusmalara bakip. E bi oku bakalim bu cocuk 1 yil icinde neler yasadi, neleri degistirdi... Ben bu tip ince seylere dikkat ediyorum, belki takiliyorum bu tip seylere... Ama bu benim, burasi bana ait ve ben bana deger veren birine de bu sekilde yaklasiyorum. "Herkes bir degil, herkes sen gibi dusunmek zorunda degil." Pardon da bu salak cumlenin arkasina siginmak istemiyorum ben artik cidden. Ben gibi dusunen adamlar konussun karsimda o zaman. Mukemmeli ariyormusum ben. Hadi be ordan. Ben gibisini ariyorum, ben mukemmelim o zaman. Hadi buyur burdan yak!
Inanin hic umrumda degil artik. Elbette bir gun ben, kendim gibi bir cevreye sahip olacagim ve o zaman, istedigim seyleri elde edecegim, sosyal anlamda. Sadece su anda fazla ilerden dusunuyorum her seyi, ya da fazla ilerden bakiyorum. Umrumda degil ozetle...
Pasaport harc bedelleri dusmus sanirsam ki. Oyle haberler dolaniyor ortalikta. Sevinemiyorum nedense... Bir daha ne zaman cikarim yurt disina kim bilir... Su muhendislik diplomami alayim da bir elime hayirlisiyla. Gerisi de pek umrumda degil. Bu aksam boyle umrum kendiyle sevisiyor. Hicbir seyle alakasi yok umrumun...
Ozetle yoruldum ben bu aksam. Bogazima kadar geldi artik her sey. Patlamak uzereyim. Izlanda'nin volkanik daglari gibiyim adeta. Patlarsam ortaligi karistiririm.Yarin Ankara'ya doner bu blogcu. Biraz da Ankara havasi koklayalim. Sonra Isparta yollari beni bekler. Dersler beni bekler. Yeni masraflar beni bekler.Bir of cekip; ileri bolgede bulanan daglara karsi yikim etkisi olusturmak istiyorum.
Ailem yoruyor bazen. Baskalari icin yasiyormusum gibi hissediyorum, ozellikle annemin yanindayken. Ablamin nisanina giderken bugun, kulagimdaki kupeyi cikarmamin sebebini anlamaya calisiyorum. Anneannem icin cikarildi o kupe. Ki kendisi profesor niteliginde bir bayandir, anneannem, dikkatlidir felan... Ama ne gerek vardi ki ufacik bir kupe. Ve bugun nisanda epeyce bir kosusturdum. Gitmeden once tartistim, sonra isleri ben yaptim, sonra geldim tartistim... Hicbir sey yapmamis gibi muamele goruyorum bazen. Hatta bazen bana 30 yasindayim gibi davraniyor evdekiler; bazen de 18... Yoruldum bu durumdan ben. Cok hem de...
Insanlar zaten hep yoruyordu beni. Sacma sapan insanlarin, garip istekleri... Hatta dogru duzgun birinin yuzune baktiginizda gordugunuz samimiyetin aslinda hic olmadigini farkettiginizde, acaba ben kime guvenmeliyim, kime yaslamaliyim basimi, diyor insan... Boyle insanlardan yoruldum. Hic tanimiyor olsam da, sadece bir resim gorsem de, boyle insanlarin varligi bile beni yoruyor hayata karsi.
Insanlara fazla deger veriyorum sanirim. Mesela deger verdigim bir insanin, benim blog yazdigimi bildigi halde, bir gun olsun su sayfayi acip, bu cocuk ne yaziyor, dememesi, benim o kisiye karsi verdigim degeri boyle sifirliyor gibi oluyor. Ustelik bu kisilerden bazilari, hayatimin sanki her karesini biliyormus gibiler. Degismedigimi dusunuyorlar direkt, 2 yillik konusmalara bakip. E bi oku bakalim bu cocuk 1 yil icinde neler yasadi, neleri degistirdi... Ben bu tip ince seylere dikkat ediyorum, belki takiliyorum bu tip seylere... Ama bu benim, burasi bana ait ve ben bana deger veren birine de bu sekilde yaklasiyorum. "Herkes bir degil, herkes sen gibi dusunmek zorunda degil." Pardon da bu salak cumlenin arkasina siginmak istemiyorum ben artik cidden. Ben gibi dusunen adamlar konussun karsimda o zaman. Mukemmeli ariyormusum ben. Hadi be ordan. Ben gibisini ariyorum, ben mukemmelim o zaman. Hadi buyur burdan yak!
Inanin hic umrumda degil artik. Elbette bir gun ben, kendim gibi bir cevreye sahip olacagim ve o zaman, istedigim seyleri elde edecegim, sosyal anlamda. Sadece su anda fazla ilerden dusunuyorum her seyi, ya da fazla ilerden bakiyorum. Umrumda degil ozetle...
Pasaport harc bedelleri dusmus sanirsam ki. Oyle haberler dolaniyor ortalikta. Sevinemiyorum nedense... Bir daha ne zaman cikarim yurt disina kim bilir... Su muhendislik diplomami alayim da bir elime hayirlisiyla. Gerisi de pek umrumda degil. Bu aksam boyle umrum kendiyle sevisiyor. Hicbir seyle alakasi yok umrumun...
Ozetle yoruldum ben bu aksam. Bogazima kadar geldi artik her sey. Patlamak uzereyim. Izlanda'nin volkanik daglari gibiyim adeta. Patlarsam ortaligi karistiririm.Yarin Ankara'ya doner bu blogcu. Biraz da Ankara havasi koklayalim. Sonra Isparta yollari beni bekler. Dersler beni bekler. Yeni masraflar beni bekler.
20 Haziran 2010 Pazar
Ve Turkiye'deyim!
Bilmiyorum sebebini. Yani ozlem diyeyim, belki Litvanya'dan ayrildigimi yeni farkettim, kim bilir ya da baska nedenleri var, hic bilmiyorum... Ama oyle ilgincti ki birden aglamaya baslamam; ucagin icinde, tam Istanbul'a indigimiz anda... Yanimdakilerden gozyaslarimi saklamaya calisiyordum bir yandan ustelik... Neden agladim acaba? Cok ozlemistim her seyi Litvanya'da ben. Son zamanlara dogru boyle hocalardan notlarimi almak icin kosusturuyordum etrafta, bir yandan da boyle icimde "cingene gibi gezdim koca bir yil" gibi bir his vardi. Arkada bir sey birakmadim bu sefer. Alacagimi aldim; dondum ulkeme. Yuregim nerelerde kim bilir, aklim ben de olmus neye yarar...
Cumartesi sinav oldugundan olacak, Cuma gunu, beni almaya gelen; ama trafikte 3 saat kalmis, ailemi bekledim 1 saat havalimaninin dis hatlarinda. Nasil bir bekleyisti, hatirlamak istemiyorum. Garip bakislarimla sanirim bir cok insani urkuttum. Onlar garipti aslinda. Kultur soku, dedim gectim. Oysaki onlari ozlemistim ben biraz da...
Cumartesi gunum ailemle hasret gidermekle gecti. Tabi biraz da alisverisle. Yarin kucuk ablamin nisani var ve ben ona kendimi hazirlarken diger bir yandan da Istanbul'un sicak-nemli havasiyla sevisiyorum adeta. Litvanya'nin ozleyecegim iki seyi var bu yuzden: Serin havasi ve lezzetli patatesleri...
Icimde bir ufak da mutluluk var ki tadindan yenmez: Bir kez daha, yurt disi tecrubesi edindim. Ve bu seferki egitim hayatima etkili oldu. Mutluyum bu yuzden.
Simdi onume bakiyorum, gecmisimi sadece onemsiyorum ve sahipleniyorum. Ilerisi icin engel olusturmasina izin vermiyorum artik. 2 gune Ankara'ya, sonra da Isparta'ya gecmek zorundayim. Ah! Yaz okulu! Bundan sonraki hayatim icin planlar yapmaya coktan basladim bile. Hadi bakalim diyoruz toplucana!
Cumartesi sinav oldugundan olacak, Cuma gunu, beni almaya gelen; ama trafikte 3 saat kalmis, ailemi bekledim 1 saat havalimaninin dis hatlarinda. Nasil bir bekleyisti, hatirlamak istemiyorum. Garip bakislarimla sanirim bir cok insani urkuttum. Onlar garipti aslinda. Kultur soku, dedim gectim. Oysaki onlari ozlemistim ben biraz da...
Cumartesi gunum ailemle hasret gidermekle gecti. Tabi biraz da alisverisle. Yarin kucuk ablamin nisani var ve ben ona kendimi hazirlarken diger bir yandan da Istanbul'un sicak-nemli havasiyla sevisiyorum adeta. Litvanya'nin ozleyecegim iki seyi var bu yuzden: Serin havasi ve lezzetli patatesleri...
Icimde bir ufak da mutluluk var ki tadindan yenmez: Bir kez daha, yurt disi tecrubesi edindim. Ve bu seferki egitim hayatima etkili oldu. Mutluyum bu yuzden.
Simdi onume bakiyorum, gecmisimi sadece onemsiyorum ve sahipleniyorum. Ilerisi icin engel olusturmasina izin vermiyorum artik. 2 gune Ankara'ya, sonra da Isparta'ya gecmek zorundayim. Ah! Yaz okulu! Bundan sonraki hayatim icin planlar yapmaya coktan basladim bile. Hadi bakalim diyoruz toplucana!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)